İngilizce Adı: Barton Fink
Yapım Yılı: 1991
New York'ta isim yapmaya başlayan bir tiyatro yazarı, şansını hiç de tanımadığı Los Angeles'ın arka yüzü karanlık Hollywood yapımlarında senaryo yazarı olarak denemek istediğinde, aslında kendi hayatının bir senaryoya dönüştüğünün farkında değildir.
Tür: Fantastik, Komedi
Yazar: Joel Coen, Ethan Coen
Kast: John Turturo, John Goodman, Judy Davis
Imdb: 7.6
Öne Çıkanlar:
“Çarıklarını ayağından çıkar; bastığın yer kutsal topraktır...”
Exodus 3:5
Son oyunun New York'taki başarılı prömiyer gecesinin ardından gittiği ve aslında hiç de kendi karakteri ile benzeşmeyen insanlarla dolu bir kulüpte aldığı Holywood senaristliği teklifi, tedigin etse de cazip gelmiştir Barton Fink'e. Sonuçta Holywood anlatmayı düşündüğü sıradan insan hikayelerini geniş kitlelerle buluşturabileceği bir mecra olarak gözükmüştür gözüne. Para ve güç, her zaman kendilerini hoş gösterecek pembe yalanlar altında içselleştirilebilen tuzaklar hazırlayabilir insana. Hele ki o insan 1940'lar dünyasında Yahudi olmanın güçlüğünü her an hissetmek zorunda kalan biriyse.
Hiç de alışık olmadığı kadar sıcak bir günde Los Angeles'da Hotel Earle'e varan Barton, uzun müddet resepsiyonisti beklemek durumunda kalır; sonunda Chet bir yeraltı dünyasından çıkarcasına bodrum kattan belirip Barton'a oda anahtarlarını teslim eder. Barton'u üçüncü kattaki odasına çıkaran asansörcü sanki Lethe ırmağının kayıkçısı kadar ruhsuz görünümlüdür; "bundan sonra geçmişini unut" demek ister gibidir. Viking krallarına uzanan soyluluk ve güç simgeleri içeren "Earle" adıyla tezatlık taşıyan otel, bir nevi terkedilmiş bir viraneyi belki çöküntüyü anımsatır. Barton itina ile 321 numaralı odaya yerleştirilir; Kabalaistik açıdan mükemmellğn sembolü sayı olan "6"nın çarpanlarını içerir bu sayı, ama oda da içerdiği anlamla tezat halindedir; sineklliği olmayan camlarından içeri dolan sivrisinekleri, dayanılmaz sıcaklığı, kendi kendine soyulan duvar kağıtları ve genelde toprak rengi tonları ile. Barton koridora çıktığında kimseyle karşılaşmaz, cilalanmak üzere her kapının önüne yerleştirilmiş ayakkabılar dışında. Geldiği kültürde yitirilmiş olanın bıraktığı boşluğu ya da kutsal olan ile olmayanı ayıran eşiği sembolize eden kapı önü ayakkabıları aslında hiç de iyi bir işaret değildir; sanki Araf'ta kendisi için verilecek kararı bekleyen askıdaki bir ruha dönüşmüştür bu otelde, Barton. Zaten sonraları o dönemi temsil edecek Holocaust müzelerinin vazgeçilmez sembolü olacaktır boş ayakkabılar. Barton'un -kalıdysa- ümidini canlı tutan tek şey metruk odasının duvarında asılı duran ve sahilden denizi seyreden güzel kadın portresidir. Bu yalan dünyada engin denşzleris sesi bile sadece hayallerde duyulur.
Barton, ilk gecenin sabahında sivrisinekler ve sıcağın uykusuzluğunu üzerinden atamadan Holywood yapımıcıları ile tanışır. Yapımcıların kendisinden beklediği hikayeler, ne hayal ettiği sıradan hayatlarla ne de gözlemini yapabildiği dünya ile ilgilidir. Onlarca senaristin çalışma kampı şeklinde yanyana filmler üretmek üzere çalıştırıldığı bir fabrikadır Holywood'un arka yüzü. Bu "endüstriyel" üretim şekli içinde Barton artık üretim bandında önüne konacak ürüne bir çivi daha çakacak ve yaptığı işe yabnacılaşmış bir işgücüne dönüşeceğini farkeder. Bu kitle arasında büyük yazar W.P.Mayhew 'un da olduğunu görünce büyük bir heyecana kapılır -ki Mayhew'un aslında William Falkner olduğu yönünde doğrudan göndermeler de vardır- . Amerikan edebiyatının en önemli isimlerini bile bile şöhret, para ve alkol dişlileri arasında öğüten bir makinenin içindedir artık.
Akşamlarını kendi "Araf"ı olan otel odasında, ne istediği edebiyatı üretebilir ne de yeni "sahipleri"nin ondan beklentilerini karşılayabilir halde kanını emen sivri sineklerle geçiriken yan komşusu sözde sigorta satıcısı Charlie ile tanışır. Aslında Charlie de anlatacağı hikayeleri paylaşacak birini bulamayan aykırı bir karakter olması yönü ile Barton ile tezat oluşturur; bir tarafta hikaye bulamayan yazar, diğer tarafta hikayelerini anlatacak birisinin bulamayan bir "sigorta satıcısı". Bu iki insanı yalnızlıkları birleştirecektir. İşin tuhaf yanı, ilham arayan Barton'un karşısında duran başlı başına bir hikayeyi es geçmesidir.
Barton'un alkolik Mayhew'un güzel sekreteri Audrie ile önce duygusal sonra fiziksel yakınlaşması hayatına renk getirecek olsa da Charlie açısından bağışlanabilir bir yanı yoktur; Audrie ortadan kaldırılmalıdır. Tek arkadaşın payalaşılabilme ihitmali söz konusu değildir. Audrie ortadan kaldırılırken, Barton'un kendisine minnettar bırakılması Charlie için zor olmaz. Kısa süre sonra Charlie'nin aslında anlattığı kişiden ziyade, azılı bir katil olduğunun ortaya çıkmasıyla ortadan kaybolması ve Audrie'nin yanıbaşındaki trajik ölümü Barton'da bir yaratıcılık patlamasına yol açar. Kendisini adadığı büyük eserini bir nevi "kutsal kitap" oalrak hayal eder. İlhamın gelmesiyle beraber bitirdiği eserininin rahatlamasıyla kutlamak üzere gitiiği bir kulüpte Avrupa'yı -dolayısıyla Yahudileri- kurtarmak üzere son gecelerini eğlenceye adamış ama Yahudileri de aşağılayan denizciler arasındadır. Filmin son tezatı da buradadır. Charlie'nin geri dönmesi ile Hotel Earle'nin cehenneme dönüştüğü finaldeki hayal sekanslarını da izleyiciye bırakalım.
Ender Şenkaya
Ocak 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Film hakkındaki izlenimlerim...